6 Haziran 2008 Cuma

TÜRKİYEDEKİ KİTLESEL ARI ÖLÜMLERİNE İLİŞKİN FARKLI YAKLAŞIMLAR

Son zamanlarda arıların gizemli bir şekilde ortadan kaybolmasının nedenleri üzerinde öne sürülen düşünceler çoğu insanımızın bilmediği yada çok az sayıda insan tarafından bilinen ancak pek fazla dikkate alınmayan bir gerçeği gündeme taşıdı .bal arılarının yaşadığımız dünyanın ve insanlığın geleceği için ne kadar öneme sahip olduğu,her şey 2006 yılı sonbharında amerikadan geldi bu durumun amerika,nın eyaletlerinin yarısından fazlasında görüldüğü,ülke çapında alarm ilan edilip tüm üreticilerin uyarıldığı sorunun 21 eyalete yayıldığı ABDli arıcıların yüzde 30-70 oranında arı kayıpları yaşadığıve 2.5 milyon koloniden 600 bininin aniden boşaldığı bilgisi dünya basınına bomba gibi düştü. Daha sonra aynı kıta ülkesi Arjantindende benzer haberler duyuldu.Avrupadada durum pek farklı değildi polonyada arı nufusunun %60 hırvatistanda %48polonyada%40 kının kaybolduğu bildirildi portekiz italya ve yunanistandanda yardım çığlıkları yükseldi Almanya,isvicre ve ingilteredende arıların kaybolduğuna dair haberler geldi aslında geçmiş yıllardada gerek dış ülkeler gerekse ülkemizde varroa paraziti,nosema ve kireç hastalıkları ile ilgili özellikle varroa zararlısına karşı ilinçsizce kullanılan yanlış ilaç kullanılmasından kaynaklanan önemli oranda koloni kayıpları yaşanmıştı geçmişteki kayıpların oranı ve etmenleri ile şimdiki yaşananlar arasında belirgin farklılıklar söz konusuydu ABD de arıların kovanlarını terk etmeleri etkeni bilinmeyen KOLONİ ÇÖKME HASTALIĞI(cc:colony collepse disorder)dan kaynaklandığı açıklandı.2007 yılı başlarında Avustralyada ortaya cıkan hastalık virüs ve mantar ile arıların yetersiz beslenmesi olarak açıklandı arıların ilk bahara hazırlıkta strese sokulmuş olabileceği bunun sonucundada ortaya çıkan bu hastalık etmenlerine bal arılarının dayanımlarının azaldığı da tartışılan konular arasındaydı.Colombi üniversitesi İmmünolojive enfeksiyon merkezi direktörü lan lipkin ise yaptığı açıklamada israilde bulunan ve israil akut paraliz virüsüadın verilen bir virüsün bu olayın potansiyel nedeni olabileceğini düşündüklerini belirtti.

kimi bilim adamları çevre kirliliği,küresel ısınmave iklim değişikliliğiyüzünden arıların biyolojik dengesinin bozulduğunu söylüyor kimiside cep telefonu ve baz istasyonlarının yaydığı elekto manyetik sinyallerin seyir sistemini etkiliyerek arıların kovanlarını bulmada engel olduğuna dair yan etkilerden söz ederken bazılarıda suçlu olarak tarım alanlarında kullanılan tarımsal ilaçları göstermekte ayrıca genetiği değiştirilmiş ürünler,antibiyotiklerle baskı altında tutulmaya çalışılan arı hastalıkları ve mutasyona uğrayan ana arılardan kaynaklanan nedenlele ilgili teorilerde ortaya atıldı.Dünya çapında arıların yok olması sadece dış ülkelerle sınırlı değildi. ülkemizdede benzer olaylar konu oldu manşetlere.ancak türkiyede Ankara.Diyarbakır,Trabzon,Rize,Siirt,Artvin,Adana,Giresun,

Hatay,Bursa,,Ordu,Edirne,Muğla,Ardahan,Tekirdağ haricinde ciddiarı ölümlerine raslanmadığı bildirildi.adı geçen illerde yüzde elliyi geçen arı ölümleri bildirilmesine karşın diğer illerde yüksek arı ölümleri görülmemişti ülkemiz genelinde ortalama % 15-20 civarında olan arı kolonisi kayıplarının normal olduğu her yıl bu kayıpların gözlendiği bilinen bir gerçekti. bazı arıcıların bu yıl gözlenen arı ölümlerini geçmiş yıllara oranla yüksek olarak belirtmesine rağmen bu yaşanan kayıpların nedeni belli değildi. ülkemizde diğer ülkelerdeki kayıplardan daha az oranda gözlenen arı ölümleri,sonbahar aylarında ve genellikle kurak ve kışı sıcak yörelerde görünmeye başlanmış ve populasyonun sürekli azalması,ayrıca iklimin anormal seyretmesi nedeniyle uçuşa çıkan arıların kovana dönmemesi veya kovanda çomk az arı kalması veya kovanda çok az arı kalası şeklinde kendin göstermiştir.ancak ülkemizde gözlenen yöresel kovan kayıpları ölümlerin yoğun olarak yaşandığı ülkelerdeki gibi kısa zaman içinde değil daha uzun sürede ve farklı nedenlerle gerçekleşmiş kışı soğuk geçe yerlerde ve yöreye uygun arı ırkıkullanan arıcılarda büyük oranda arı ölümleri gözlenmemiştir. bu belirtiler karşılaştırıldığında Amerika Avustralya,ve Avrupanın bazı ülkelerindeki kitlese arı ölümleri ile Türkiyedeki arı kayıplarının nedenlerini ilişkilendirmenin mümkün olmadığı da ortaya çıkmıştı. Halbuki ülkemizdek mutlaka her yıl gözlenen bu koloni kayıplarının;kışlatmada çabuk şekerlenen ve arılar tarafından istifade edilemeyen bal kullanımı,ilkbahar ve sonbaharda sağlıksız kek kullanımı,yetersiz bakım ve besleme,kışlatmada yeterli koşulların sağlanamaması,kış boyunca soğumayan havada mikropların daha kolay ve hızla üremesi,yaygın bal arısı hastalıkları ve zararlıları ve bunlara karşı kullanılan ruhsatsız ilaçlar,hastalık eteni ile bulaşık temel petekkullanımı,kalitesiz ana arı kullanımı ve yöreye uygun olmayan ırkkullanımı ile mevsim normallerinin üstünde seyreden hava sıcaklığı nedeniyle dışarı çıkan arıların arıların yeterli nektar ve polen bulamamalarıve akşam üstü soğuyan hava nedeniyle kovana geri dönememeleri ve populasyonda bu nedenle oluşan hızlı bir azalmadan leri geldiği arıcılıkla uğraşan herkes tarafından biliniyordu. Aslında ,alınan tüm koruyucu önlemlere karşın kışı ölmeden geçiren kolonileri bekleyen en büyük tehlike ani değiim gösteren sonbahar ilk bahar ayları arasındaki yalancı bahar olarak nitelendirilendönemdi.özellikle sahil kesimleri bu dönemde son derece şiddetli hava değişimi gösterdiğinden bu aylarda görünen ani değişimler populasyonu düşük düzeyde bulunan kolonileri söndürebilmekteydi.nitekim daha önceki yıllardada hava sıcaklığının 15 derecenin üzerine çıktığı sonbahar ve ilk bahar aylarındaki bu dönemlerde yalancı bahara aldanan arılar kış salkımını bozarak uçuşa çıkmakta ve civarda ballı bitki bulamadığından paraliz olmakta ve bir çoğu kovana dahi dönememekteydi .Aslında tüm bu açıklamalar belki de ülkemizin farklı yörelerinde yaşanan arı kayıpların açıklamaya yeterliydi.ancak bu açıklamalarda sözü edilen etkenlerden hiç birisi tek başına günümüzde yaşanan ve bazı yörelerimizde oldukca yüksek düzeyde olan bal arısı kayıplarının doğrudan açoklamaya yeterli değil. BU OLAYDA ANLADIKKİ FARKINDA OLMADIĞIMIZ ,SADECE BAL POLEN ,ARI SÜTÜ,BALMUMU,İHTİYACIMIZI KARŞILAYANLAR KANATLI B ÖCEKLER OLARAK TANIDIĞIMIZ ÇALIŞKAN O KÜÇÜK YARATIKLAR,SADECE ARI ÜRÜNLERİ HTİYACIMIZI KARŞILAMAKLA KALMIYOR YAŞAMIN KAYNAĞINI KARŞILIYORDU . bu yazı doğa çevre kültür dergisi olan ekoloji magazin dergisinin nisan haziran 2008 sayısından alınmıştır.

1 yorum:

Hayati İnal dedi ki...

Bloğu terkmi etdik.Hiç bir faaliyet yok.